YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26261
KARAR NO : 2011/14676
KARAR TARİHİ : 06.12.2011
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık….’in, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. maddesi uyarınca 1.150 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/12/2006 tarihli, 2005/27 esas-2006/1347 sayılı kararının infazı aşamasında, 20/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanununun lehe düzenleme getirmediğinden vuku bulan talebin reddine cezanın aynen infazına ilişkin, aynı Mahkemenin 31/03/2010 tarihli, 2005/27 esas-2006/1347 sayılı ek kararma yönelik itirazın kabulü ile cezanın infazının durdurulmasına dair, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/05/2010 tarihli ve 2010/758 değişik … sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 03.09.2010 gün ve 2010/10414/54022 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.09.2011 gün ve 2010/211861 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun Yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, ….. Tekstil Temizlik …… inşaat Otomotiv Turizm Gıda San ve Tic Ltd. Şti’nin müdürü olarak görev yapan sanığın şirket adına keşide ettiği 1.150 Türk lirası bedelli çekten dolayı hakkında hükmedilen cezanın infazı sırasında yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/2. maddesinde yer alan “…Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür” hükmü nazara alındığında adı geçen şirket müdürü olan hükümlü lehine 5941 sayılı Kanunda bir düzenleme bulunmadığı gözetilmeyerek itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 540. maddesinde; “ Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatiyle şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar.
Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir.
Kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler.
Limitet şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde, ancak o hükmi şahıs adına limitet şirketin temsil ve idaresini üzerine almış bulunan hakiki şahıs limitet şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir.”
Aynı Yasanın 541. maddesinde; “ Şirket mukavelesi veya umumi heyet karariyle şirketin idare ve temsili, ortak olmıyan kimselere de bırakılabilir. Bu gibi kimselerin salahiyet ve mesuliyetleri hakkında ortak olan müdürlere ait hükümler tatbik olunur.”
5941 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1). fıkrasında, “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında adli para cezasına hükmolunacağı” ve 2. fıkrasında ise, “Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin malî işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi ve kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür.”hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda zikredilen yasal düzenlemelere göre; sanık …’in anılan şirketin ortaklar kurulu kararıyla şirketi idare ve temsile yetkili olarak, dışarıdan atanması sebebiyle yönetim organının bir üyesi olduğu ve ortaklık üyesi olan müdürlerle aynı hak ve yetkilere haiz olup 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca karşılıksız çek keşide etmek suçunun faili olacağının anlaşılması nedeniyle kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinden itiraz üzerine verilen 26.05.2010 gün ve 2010/758 D. … sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.