YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26264
KARAR NO : 2011/17126
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’nun 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 4814 sayılı Kanunla değişik 16/1, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 72. maddeleri gereğince 21.500.000.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2003 tarihli ve 2003/1164-1849 sayılı kararının infazı sırasında, 20/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu gereğince cezanın ortadan kaldırılması talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 14/04/2010 tarihli ve 2003/1164-1849 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 28/05/2010 tarihli ve 2010/565 değişik … sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 06/10/2010 gün ve 2010/11555/61480 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/10/2010 gün ve 2010/255743 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın suça konu çekleri …. Elektrik inşaat Taahhüt ve Tic. Ltd. Şti yetkilisi … …… tarafından verilen 31/08/2001 tarihli ve 22731 sayılı vekâletnameye istinaden keşide ettiğinin anlaşılması karşısında, 5941 sayılı Kanun’un 5/3. maddesinde yer alan “Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezaî sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.” hükmü nazara alındığında, sanığın eyleminin suç olmaktan çıktığı gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
3167 sayılı Kanun’un 16. maddesi, “Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
Bu suçun, organ veya temsilcisi tarafından tüzelkişi yararına işlenmesi halinde özel hukuk tüzel kişisi hakkında da birinci fıkra uyarınca para cezasına hükmolunur. Ayrıca yetkili temsilci tarafından yararına çek keşide edilen hesap sahibi gerçek kişi hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.” hükmünü içermektedir.
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5.maddesinin 3. Fıkrasında ise “Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi halinde, bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.” hükmü yer olmaktadır.
Somut olayda, hesap sahibi ….. Elektrik İnş. Taahhüt ve Tic. ltd. Şti. olup tüzel kişiliğinin bulunduğu ve anılan şirketi temsilen … ….. tarafından verilen 31.08.2001 tarih ve …… yevmiye no” lu vekaletnameye istinaden söz konusu çeklerin sanık … tarafından keşide edildiği suç tarihinden sonra 20.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesi hükmünün ise vekaleten çek keşide etmeye cevaz vermediğinin anlaşılması karşısında, sanık …’nun beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı olup; kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Ankara 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2010 gün ve 2003/1164 -1849 sayılı ek kararına yönelik vaki itirazın reddine dair Ankara 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2010 gün ve 2011/565 değişik … sayılı sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 309.maddesinin 3.fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309.maddesinin 4.fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, VERİLEN CEZANIN KALDIRILMASINA ve sanığın yüklenen suçtan BERAATİNE, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.