Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26321 E. 2012/6093 K. 31.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26321
KARAR NO : 2012/6093
KARAR TARİHİ : 31.01.2012

Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’ın, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52.maddeleri gereğince 1.530 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2009 tarihli ve 2009/1204-1408 sayılı kararının infazı için Kayseri Cumhuriyet Başsvcılığına gönderilmesini müteakip, anılan kararda kanun yolu bilgilerinin eksik olması sebebiyle ilamın kesinleşmesinde tereddüt hasıl olduğundan, hükmün infaz edilip edilmeyeceği hususunda bir karar verilmesini müteakip infaz edilmek üzere evrakın gönderilmesi talebi üzerine, herhangi bir terüddüt saptanmayan hükmün yerine getirilmesine devam edilmesine ilişkin, aynı Mahkemesin 26.11.2010 tarihli ve 2009/1204-1408 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.01.2011 tarihli ve 2011/122 müteferrik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 28.03.2011 gün ve 2011/3391/16331 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2011 gün ve 2011/156353 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.07.2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, sanığın yokluğunda, katılan vekilini yüzüne karşı verilen söz konusu kararda başvuru mercii gösterilmediği gibi, taraflara karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği anlaşılmakla, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2009 tarihli ve 2009/1204-1408 sayılı kararının kesinleşmemiş olması sebebiyle, bu karar üzerine aynı Mahkemece verilen 26.11.2010 tarihli ek karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ayrıntıları Y.C.G.K.’nun 05.10.2010 tarih ve 2-169 esas, 188 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; usulüne uygun olarak sanığa tebliğini müteakip süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2009 tarih ve 2009/1204 esas 2010/1408 sayılı kararında kanun yolu merciinin gösterilmemiş olmasının temyiz süresinin işlemesine engel olmadığı, ayrıca hükümde başvurulacak yasa yolu süresi açıkça belirtildikten sonra “temyiz yolu açık olmak üzere” denilmek suretiyle temyizen inceleme merciinin Yargıtay olduğunda kuşku bulunmaması ile kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşmesi hususunun yargılama faaliyetinin doğal sonucu olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.