YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26324
KARAR NO : 2012/30646
KARAR TARİHİ : 06.03.2012
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’nun, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. maddesi gereğince 100.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2006 tarihli ve 2005/988 esas, 2006/663 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27/03/2011 gün ve 2011/3268/15988 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2011 gün ve 2011/156381 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, 3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesinde; “Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır.” hükmü öngörülmekte ise de, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 12/b maddesinde 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırıldığının belirtilmesi ve bu durumun sanık lehine olması karsısında, para cezası için öngörülen 80.000.000.000 Türk lirası (80.000,00 yeni Türk lirası) üst sınırın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi uyarınca, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ek 2. maddesine göre artırılması mümkün olmadığından, tüm yıllar için geçerli olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayininde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 03.02.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6273 sayılı “Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 5941 sayılı “Çek Kanunu” değiştirilerek, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olup, kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin mahallinde yapılarak bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.06.2006 gün ve 2005/988 esas 2006/663 karar sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında 3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesi uyarınca verilen “100.000.00 YTL. adli para cezasının”, “80.000 TL adli para cezasına” indirilmesine ve cezanın bu miktar üzerinden yerine getirilmesine, hükmün diğer bölümlerinin aynen infazına, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.