YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5484
KARAR NO : 2011/8155
KARAR TARİHİ : 02.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Sanık müdafiinin, aynı zamanda müdafii olduğu …Su ve Tarım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik, 12.11.2007 tarihli süre tutum başvurusunda bulunması karşısında; aynı hüküm ile mahkum olan diğer müvekkili sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmünü de öğrendiğinin kabulü gerektiğinden; sanıklar müdafiinin sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik yasal süre geçtikten sonra yaptığı 17.01.2008 günlü temyiz başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık …Su ve Tarım Ürünleri San.ve Tic. Ltd. Şti.hakkındaki hükmün incelenmesinde;
20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun”un yürürlükten kaldırılmış ve adına karşılıksız çek düzenlenen tüzel kişiler hakkında sadece güvenlik tedbiri olarak “çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı” öngörülmüş ise de; 20.12.2009 tarihinden önce işlenen karşılıksız çek keşide etme fiilinden dolayı TCK’nın 5 ve 20/2. maddeleri ile 5560 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca tüzel kişiler hakkında yaptırım uygulanmasına olanak kalmaması nedeniyle, sanık şirketin beraatine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/11/2011 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Ceza Davalarında temyiz süresi ile bu sürenin başlama tarihi 5320 sayılı Kanununun 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 310.maddesinde, tefhim ve tebliğ ile ilgili hükümler ise aynı Yasanın 33 ve devamı maddelerinde yer almıştır. CMUK.nun 310.maddesinin 1.fıkrasında temyiz davasının hükmün tefhiminden itibaren 1 hafta içinde açılabileceği, 2.fıkrada ise hükmün tefhiminin sanığın yokluğunda yapılması halinde kararların ilgilisine tebliğ edileceği ve temyiz süresinin kararın tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 11.maddesinde “vekil ile takip edilen işlerde tebligat vekili yapılır” hükmüne yer verilmiştir. Hükmü temyiz edebilme yetkisi kamu davasının bütün aşamalarında sanığın savunmasını üstlenen vekilin yasal görevi içinde bulunmaktadır.
CMUK.nun açıklanan maddeleri ile Tebligat yasasının 11.maddesi birlikte değerlendirildiğinde; sanığın ve vekilinin yokluğunda tefhim olunan kararın, vekile tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Temyiz edilen inceleme konusu dosyada, hükümden önce tüm sanıkların vekili olduğunu bildirip vekaletname ibraz eden Av. …’a yokluğunda açıklanan hükmün tebliğ edilmediği, avukatın 7.11.2007 tarihinde verilen kararı kimden ne şekilde ve ne kadarını öğrendiği belli olmaksızın sanık şirket adına belki de gerekçeli karar yazılmadan süre tutum dilekçesi vermek suretiyle gerekçeli kararın tebliğini talep etmesine rağmen adı geçen müdafiiye gerekçeli kararın hiç tebliğ edilmediği dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile sabittir. Sanık müdafiinin, 17.11.2007 tarihli duruşmada tefhim edilen kısa kararı okuyup bilgi sahibi olduğu konusunda bir veri de bulunmamaktadır. Av. …, mahkeme kaleminden sadece sanık şirket hakkında ne karar verildiğini sorması üzerine şirket hakkındaki kararı öğrenip, sanık … hakkında verilen kararı ise hiç sormadığı ve haberdar olmadığı olasılığı dikkate alındığında, sadece sanık şirket hakkında verilen mahkumiyet kararından haberdar olması nedeniyle sanık şirket ile ilgili süre tutum dilekçesi verdiğinin kabulü gerekir.
Gerekçeli kararın, hakkında beraat kararı verilen sanık …’na 14.01.2008 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, sanık … müdafiinin gerekçeli karardan haberdar olduğunun anlaşılması karşısında, sanık … yönünden 17.01.2008 tarihinde müdafiinin yaptığı temyiz başvurusunun öğrenme üzerine ve süresinde kabul edilerek inceleme yapılması gerekirken, bu sanık yönünden temyiz isteminin reddine dair çoğunluk görüşüne karşıyız.