YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65723
KARAR NO : 2013/10018
KARAR TARİHİ : 29.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan hakkında … 3.İcra Müdürlüğünün 2005/10808 sayılı dosyasında kira alacağına ilişkin sözleşmeye istinaden yapılan icra takibine dayanak teşkil eden kira sözleşmesindeki imzanın katılana ait olmadığının bilirkişi raporu ile belirlendiği, suça konu sözleşmeyi hazırlayan sanığın sözleşmenin sahte olduğunu bilmesine rağmen kira alacağı nedeniyle katılan aleyhine icra takibine başlanıldığı bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın tanık olarak dinlenen …’a ait taşınmazı kendisini… olarak tanıtan şahsa kiraladığı, sahte kira sözleşmesi düzenlemesi için hiçbir nedenin bulunmadığı, söz konusu işyerinin katılanın da ortak olduğu şirket adına kiralandığı bu şirketin müdürü olan ve adresi tespit edilemediğinden kendisine ulaşılamayan…nın isim ve imzasının da sözleşmede yer aldığı anlaşıldığından, sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiş; sanık müdafiinin, bürosuna isminin… olduğunu söyleyerek gelen kişi ile Ticaret Mahkemesindeki davada… olarak bulunan kişinin aynı kişiler olmadığını tamamen farklı kişiler olduğunu beyan etmesi ve…nın tüm aramalara rağmen bulunamadığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suç tarihinin, suça konu kira sözleşmesinin tanzim edildiği 07.09.2004 olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
07/09/2004 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 29.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.