Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/65743 E. 2013/9822 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65743
KARAR NO : 2013/9822
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1)Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılan … hakkında yaptığı kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde, haciz esnasında katılanın oğlu Serdar’dan 5.000,00 TL tahsil etmesine rağmen, bu miktarın haciz tutanağına işlenmesine engel olup, bilahare de icra takibine alacak miktarının tamamı üzerinden devam etmesi şeklinde geliştiği iddia olunan olayda, tanıklar katılanın sanığa 5.000,00 TL’yi elden ödediğini beyan etseler de, haciz tutanağında bu hususa yer verilmemesi, katılanın yaptığı ödemeye ilişkin herhangi yazılı bir belge ibraz edememesi, sanığın yapıldığı iddia olunan tahsilatın haciz tutanağına işlenmesine ilişkin aldatıcı herhangi bir eyleminin söz konusu olmaması karşısında, unsurları itibarı ile oluşmaya suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

Kabule göre de;
2)Sanığa 5237 sayılı TCK.nun 159. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmadan karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 226. maddesine aykırı davranılması,
3)Suçun 19/12/2006 tarihinden önce işlendiği dikkate alınarak, 5560 sayılı yasanın 24.maddesiyle değişiklikten önceki 5271 sayılı CMK.nun 253.maddesine göre “hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık” suçunun uzlaşmaya tabi olduğu gözetilmeden ve taraflar hakkında uzlaşma hükümleri uygulanmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
4)Hükümden önce 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekliliğine uyulmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.