Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/65783 E. 2013/9639 K. 23.05.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 14:01
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65783
KARAR NO : 2013/9639
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık ...'ın temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 21.02.2011 tarihinde tebliğ olunan 28.12.2010 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, süresi geçtikten sonra yaptığı, 02.03.2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanıklar ... ve ... hakkında suç uydurma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanıklar ile aynı konutta oturmayan Mehmet Sağlam'a tebligat yapılması karşısında yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla; sanıkların 02.03.2011 tarihli eski hale getirme ve temyiz talebi isteklerinin haklı, temyizin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3- Sanıklar ... ve İsmail haklarında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların ... ve Abubekir Kaymak'a sigortadan para alacaklarını söyleyerek sahibi oldukları manifatura dükkanına gece vakti girip camları, kilitleri kırıp hırsızlık süsü vermelerini istedikleri, sigorta şirketinden 667,00 TL para aldıkları şeklinde gerçekleşen eylemde sigorta bedelini almak için dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dolandırıcılık suçu bakımından Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 60 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün”, “50 gün” ve “1000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve “80 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.