Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66060 E. 2013/10038 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66060
KARAR NO : 2013/10038
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, sağlık mesleği mensuplarının gerçeğe aykırı belge düzenlemesi, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sevim Eczanesi isimli işyerinin sahibi ve mesul müdürü olan sanığın, on dört kişi adına ilgili doktorlar tarafından tanzim edilmeyen ve protokol defterinde de kayıtlı olmayan raporlara dayanarak ilaç verdiği, üç kişiye de ilgili doktorlar tarafından düzenlenen ancak protokol defterinde kaydı olmayan geçersiz raporlara dayanarak ilaç verdiği, yedi kişi ile ilgili olarak da ilgili doktorlar tarafından düzenlenmeyen ve protokol defterinde kaydı olmayan sahte reçeteleri ve bir kısım ilaçların sahte küpürlerini ekleyerek SSK İl Müdürlüğüne fatura ettiği, bu şekilde katılan … sahte kurum raporları nedeniyle 63.775,51 TL, ilgili doktorlar tarafından düzenlenmeyen ve protokol defterlerine kayıtlı olmayan reçete bedellerinden dolayı 4.259,32 TL zarara uğrattığının iddia edildiği olayda, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından; reçetelerde ve sağlık kurulu raporlarında isimleri yazılı hastaların bilgi sahibi sıfatıyla dinlenerek gerçekte bu ilaçları gerektirir rahatsızlıklarının bulunup bulunmadığı, ilaçların gerçekten yazılıp yazılmadığı ve bu kapsamda reçeteleri düzenleyen doktorlara tedavi olup olmadıklarının sorulması, sahte olarak düzenlenen reçete, sağlık kurulu raporu ve tedavi evraklarında ismi veya kaşesi bulunan doktor ve personelin usulünce duruşmaya davet edilerek dinlenilmeleri, ilgili kişiler hakkında herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığının araştırılarak, açıldıysa ilgili soruşturma evraklarının getirtilerek incelenmesi, reçetelerdeki imzaların ilgili kişilere ait olup olmadığının tespiti için uzman bilirkişi vasıtasıyla imza incelemesi yapılması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.5.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.