Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66089 E. 2013/10036 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66089
KARAR NO : 2013/10036
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın akrabaları vasıtasıyla tanıştığı mağdurlara, farklı zaman dilimlerinde ayrı ayrı özürlüler derneği koordinasyon başkanlığı yaptığını, Ak partinin bir numaralı adamı olduğunu, kendilerini banka ve belediyede işe koyabileceğini, işe giriş evraklarını hazırlayacağını belirtip adı geçen yerlere ait formları mağdurlara verip ayrı meblağlarda para aldığı, belirtilen tarihlerde işe giremeyen mağdurların yaptıkları araştırma sonucunda sanığın söylediği şekilde işe alma durumunun olmadığını öğrendikleri ve akabinde sanığa verdikleri parayı alamadıkları olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında hükmolunan adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin hüküm fıkrasında belirtilmiş olması karşısında, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2-Sanık hakkında sonuç olarak hümolunan adli para cezalarının taksitlendirilmesi ve ödenmeyen adli para cezalarının hapse çevrileceğinin belirtilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK.nun 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından adli para cezalarına ilişkin sırasıyla “10 gün”, ”5 gün”, “4 gün“ ve “80 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “2 gün”, “1 gün“ ve “20 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi yine hüküm fıkralarının ilgili kısımlarına “5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi gereğince” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.