YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66139
KARAR NO : 2013/9930
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın başka bir arkadaşı vasıtası ile tanıştığı, katılan …’e Mit Daire Başkanlığında kardeşinin olduğunu, Mit binası onarım tadilat ihalesinin yapılacağını bu ihalenin 640000 TL değerinde olduğunu söyleyip, müteahhitlik yapan katılanı ihaleyi alacağına inandırıp masraflar için gerektiğinden bahisle 800 TL para aldığı, sanığın …’e Hava İkmal Komutanlığında kardeşinin Yarbay rütbesi ile teşkilat başkanı olduğunu, katılanı memur olarak işe aldıracağını, bunun için bilgisayar sertifikası gerektiğini söyleyerek 800 TL para ve katılana ait işe giriş belgelerini aldığı, sanığın aynı sitede oturdukları katılan …’a güven telkin ederek “seni sevdim sana yardımcı olmak istiyorum, kardeşim Mehmet Yazar yarbay rütbesinde Mit Teşkilat Başkanı” diyerek katılanı işçi olarak aldıracağını söyleyip katılandan rapor tanzim ettirmek bahanesiyle 180 TL para ve işe giriş için gerekli belgeler aldığı olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; katılanlar … ve …’e karşı eylemlerine yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasından sırasıyla “40 gün”, ve “800 TL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün”, ve “100 TL “ terimleri, katılan …’a karşı eylemlerine yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasından sırasıyla “12 gün”, ve “240 TL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün”, ve “100 TL“ terimleri, eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.