YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66243
KARAR NO : 2013/9896
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit, dolandırıcılık (değişen suç vasfına göre bedelsiz senedi kullanma)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda ; katılanın, yaptırmış olduğu inşaatın ince işlerinin yapımı konusunda sanık ile 42.000 TL’ye anlaştığı, bu paranın 22.000 TL’sini peşin verdiği, 20.000 TL için ise 4 adet 5.000’er TL bedelli senet düzenleyip verdiği, sanığın bir süre sonra satın aldığı kapı ve pencereciye vereceğini söyleyerek katılandan 20.000 TL’yi istemesi üzerine katılanın da bu parayı sanığa verdiği ve senetleri geri istediği, sanığın ise senetleri daha sonra vereceğini söyleyerek katılandan hiçbir alacağının kalmadığına ilişkin 07.07.2005 tarihli ibraname düzenleyerek verdiği, ancak parayı aldıktan sonra bir daha dönmediği, katılanın sanığı telefonla arayarak evin yarım kalan işlerini bitirmesini istemesi üzerine sanığın 15.09.2005 tarihinde katılanla telefon görüşmesi sırasında “seni dağa kaldırırım, seni öldürürüm” diyerek tehdit ettiği, sanığın daha sonra katılandan aldığı senetler…Finans Kurumuna verdiği ve senetlerin tahsili için katılana ihbarname gönderildiği sabit olmakla, bedelsiz senedi kullanma ve tehdit suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 28/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.