YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66247
KARAR NO : 2013/9911
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık … adına kayıtlı cep telefonundan şikayetçiyi arayan sanık …’nin, kendisini … Çarşısında…Hediyelik Eşya adlı iş yerinin sahibi … olarak tanıtıp 43 adet nargile lazım olduğunu, bunları …’a sattığını ve parasını akşam üzeri getireceğini söylediği, sanık …’nin nakliyecilik yapan tanık …’i şikayetçiye ait işyerine göndererek nargileleri aldırttığı, daha sonra nargileleri piyasa fiyatının altında haklarında beraat kararı verilen diğer sanıklara sattığı ve sanıkların bu şekilde dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-Sanık …’ın, kendisine ait cep telefonunu sanık …’ye kullandırıp birlikte menfaat temin etmek kastıyla iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediğinin kabul olunması karşısında, sanığın suçun işlenmesinde kullanılan aracı sağlamak suretiyle yardım eden konumunda olduğu ve 5237 sayılı TCK’nın 39/2.b maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden asli fail olarak cezalandırılması,
2-Sanıklara ek savunma hakkı verilmeden TCK’nın 58.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmek suretiyle CMK’nın 226.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.