Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66299 E. 2013/10061 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66299
KARAR NO : 2013/10061
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tekerrüre esas sabıkaları bulunan sanık hakkında TCK’nun 58.maddesinin uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, hükümde yer alan “YTL” ifadeleri 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı Kararı ile kendiliğinden “TL” ifadesine dönüştüğünden, hüküm fıkrasının 4.paragrafında “100” yerine “300” olarak yazılı rakamın maddi yazım hatasından kaynaklandığı ve her zaman mahkemesince düzeltilmesi mümkün görüldüğünden tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak olunmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.Somut olayda; 31.07.2008 tarihinden iki ay kadar önce …. Ziraat Bankası şubesinden üç aylığını çekmiş halde çay ocağında oturmakta olan müşteki ile diyaloğa giren sanığın ona “yaşlı bir teyze rahatsızlandı, masrafları için yabancı para vermiştir, bunları sana vereyim, bozdurduğunda 1.700 TL’yi aşar, sen bana Türk Lirası ver…” deyip kandırarak, aslında kendi ülkesinde tedavülden kalkmış ve Türkiye’de geçerli olmayan 3 adet 500’lük Brezilya Cruzadosu banknotlarını verip karşılğında 1.700 Tük Lirası alması eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanığın hapsin adli para cezasına dönüştürülmesi gerektiğine yönelen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nun 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar sürebileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gerekena 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 7 ve 8.paragraflarının hükümden çıkartılarak yerine “Sanığın TCK.nun 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme, 1. fıkrada yazılı sair haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,” paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.