Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66340 E. 2013/10222 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66340
KARAR NO : 2013/10222
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın … Otel’de müşteri olarak kalıp, kendisini gerçekte varolmayan … Turizm yetkilisi olarak tanıtarak, kira karşılığı otelin bir bölümü büro gibi kullandığı, gazeteye ilan vererek devre mülk alım satımına aracılık yaptığını duyurduğu, bu ilan nedeniyle kendisine başvuran mağdular …, …, …, … ve …, …, …, … ve … ile devre mülk satımına ilişkin anlaşmalar yapıp, ilan ve satış masrafı adı altında, nakit para tahsili suretiyle ya da yanında çalıştırdığı …, … ve sanık …’in hesaplarını vererek para yatırılmasını sağlayıp, adı geçenlerden almak suretiyle haksız menfaat temin ettiği anlaşıldığından, mağdur sayısınca dolandırıcılık suçunu işlediği somut olayda; suça konu gazete ilanının aslı ya da onaylı örneği getirtilip, sanığın verdiği ilan değerlendirilerek, ilanda aldatıcılık özelliği olan cümleler bulunup bulunmadığı tespit edilip, hilenin varlığı halinde eylemin
5237 sayılı TCK’nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturacağı; ilanda hile bulunmayıp, sadece haber verme şeklinde ise ve aldatıcılık özelliği sadece şahıslarla birebir konuşma sırasında oluşmuşsa, eylemin aynı Kanunun 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık kapsamında olacağı gözetilmeden, bankanın maddi bir varlığının kullanılmaması ve ödeme vasıtası olmasına rağmen, hatalı değerlendirme ile sanık hakkında bankayı araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre,
Suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması karşısında; tespit olunacak temel gün para cezasının, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan adli para cezasının iki katı miktar üzerinden hüküm kurulup temel adli para cezasının cezanın tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.