YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66359
KARAR NO : 2013/10562
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, Didim İlçesi … sitesinde bekçilik yaptığı sırada adı geçen sitede yazlığı bulunan müşteki İlhan ile tanıştığı, site yönetiminden temin etmiş olduğu telefon numarasıyla müştekiyi arayıp, arkadaşlarında Osmanlı altını olduğunu belirtip satımı hususunda kendilerine yardımcı olmasını istediği, müştekininde durumu arkadaşı olan diğer müşteki …’a söylediği, müşteki …’ın da altınları görmeyi kabul etmesi üzerine, 2006 yılının aralık ayının ilk haftasında müştekilerin altınlara bakmak için Koçarlı İlçesine gittikleri, sanık ve yanında bulunan iki kişiyle birlikte bir parkta buluşup numune olarak iki adet altın aldıkları, akabinde Denizli İlinde kuyumcuya götürüp gerçek olup olmadıklarını kontrol ettirdikleri, altınların gerçek olduğunu öğrenmelerini müteakip yanlarına 25.000 TL para alıp tekrar Koçarlı İlçesine gidip sanıkla buluştukları, sanığın 50.000 TL’lik altın satmak istediklerini beyan etmesi üzerine müştekilerin 25.000 TL nakit geri kalan içinde senet tanzim edip sanığa verdikleri, parayı ve senedi alan sanığın da altınları getireceğini söyleyip müştekilerin yanından ayrılarak bir daha geri dönmediği olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “50 gün” ve “ 1000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine,sırasıyla “ 5 gün “ ve “ 100 TL “ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.