YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66378
KARAR NO : 2013/10422
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Bağ-Kur İl Müdürlüğüne sayfaları bitmiş olan sağlık karnesini yeniletmek amacıyla giden katılan …’in daha önceden tanıdığı personeli bulamaması üzerine kurumdan ayrılmak üzereyken isminin “… …” ve kendisinin Bağ-Kur İl müdürü olduğunu söyleyen sanık … ile karşılaştığı, katılana yardıma ihtiyacı olup olmadığını, kimi aradığını sorarak yakınlık kurduktan sonra kendisine sorununu anlatan katılana yardımcı olacağını ve sağlık cüzdanını yeniletebileceğini söylediği, bunun için katılanı hizmet binasının bir odasına götürdüğü ve “… …” ismi ile tasdikleyerek nüfus cüzdanını katılana iade ettiği, katılanda bu şekilde … yarattığı ve ardından emeklilik konularını konuşarak ne zaman emekli olacağını sorduğu, katılanın açıklamaları üzerine kendisini hemen emekli edebileceğini ancak bunun için para lazım olduğunu, yüksek basamaktan da emekli edebileceğini söyleyerek katılandan 3.000 TL para aldığı; sonrasında katılan …’in, sanığa yakını olan katılan …’nin durumundan da bahsettiği, sanığın bu konuyu da hallederim dediği ve her iki katılanın sanıkla buluştukları, sanığın katılan …’nin emeklilik işlerinin hallolması için paraya ihtiyaç duyulduğunu söylediği ve katılan …’nin sanığın sözlerine kanarak 5.600 TL parayı sanığa verdiği; ardından katılan …’in damadı olan …’un da emekli olmak istediğini ve bu durumdan yararlanmak istediğini bildirmesi üzerine sanığın, bunu da halledebileceğini söyleyerek bunun karşılığı olarak da 6.000 TL para aldığı; yine katılan …’ın diğer damadı olan …’nın da emekli olmak istediğini katılan …’a ilettiği, sanıkla tekrar irtibata geçildiği ve sanığın aynı şekilde para karşılığı bu işi halledebileceğini söyleyerek bu katılandan da 9.000 TL para aldığı; katılan …’ın da bu şekilde emekli olmak istediğini söylediği ve katılan …’ın tekrar sanıkla telefon aracılığı ile görüşme yaptığı ve sanığın bu şahsın emekliliği karşılığında da paraya ihtiyaç bulunduğunu söylemesi üzerine, katılan …’ın 6.400 TL parayı sanığa verdiği, daha sonra Bağ-Kur’a yapılan müracaatlar ve kontroller üzerine katılanların dolandırıldıklarını anladıkları ve anılan tertibat üzerine sanığın jandarma mensuplarınca katılan … ile görüştüğü esnada yakalandığı sabit olmakla katılan sayısınca beş kez dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 04.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.