Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66535 E. 2013/10569 K. 06.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66535
KARAR NO : 2013/10569
KARAR TARİHİ : 06.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında 25.08.2008 olarak eksik yazılan suç tarihlerinin 10.09.2008, 25.08.2008, 23.09.2008, 23.09.2008 ve 20.10.2008 şeklinde mahkemesince düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Somut olaylarda; suçlara konu maddi değerlerin, belirli bir senaryo uygulamaya konularak mağdurelerin kandırılmış iradeleri sonucu sanığa teslim edilmiş olması ve teslimi müteakip hileli söz ve davranışlarla mağdurelerin oradan uzaklaştırılmış olmaları nazara alındığında sübut bulan fiillerin “hırsızlık” değil ” dolandırıcılık” suçlarını oluşturduğu kabul edilmekle tebliğnamenin 1.paragrafındaki ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 2008/9-13, 2008/41 Esas, Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, serbest takdir sisteminin bir gereği olarak, somut olaylar da takdiri indirimin uygulanmasını gerektiren nedenlerin varlığını veya yokluğunu belirleme yetkisi yüz yüzelik ilkesinin de gerçekleştiği yargılamayı yapan … ait olduğundan, yargılama sürecindeki olumsuz davranışı gibi yasal bir gerekçe de gösterildiğinden 2.paragrafındaki bozma düşüncelerine iştirak olunmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın, kendini Belediye’den gelen Sosyal Yardım Fonu görevlisi olarak tanıtıp, yardım alabilecek kişileri belirleme çalışması yaptığı intibaını uyandırıp, ziynet eşyası-nakit para gibi değerlerinin varlığı halinde yardım alamama riski ile karşılaşabileceklerini söyleyip var ise bu eşyaların nicelik-niteliklerinin tespiti ve değerlendirme yapılması için kendisine verilmesini isteyip iradelerini fesada uğrattığı mağdurelerden almasını müteakip “kimliğinize, yeşil kartlarınıza bakayım…” gibi sözlerle onların evlerine girmelerini sağlayıp oradan aldıklarıyla birlikte uzaklaşarak haksız yararlar sağlaması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin “dolandırıcılık” suçlarını oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamalarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin asgari hadden uzaklaşılarak ceza verilmesinin ve lehe hükümlerin uygulanmamasının yerinde olmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.