YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66625
KARAR NO : 2013/9877
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kulanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Yargıtay CGK’nın 13.03.2012 tarih ve 2011/6-386-2012/99 E-K sayılı ilamında da belirtildiği üzere, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak temyiz süresinin, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde ayrıca “tefhim” kelimesine de yer verilmesinin, sanık açısından yasa yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği, kaldı ki sanığın süresinden sonra verdiği temyiz dilekçesinde, bu ifadenin kendisini temyiz süresinin başlangıcı konusunda yanılgıya düşürdüğüne ilişkin bir iddiada bulunmadığı gibi, 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre sanığa yapılan tebliğin de usulüne uygun olduğu anlaşılmakla, temyizin süresinde olduğunu belirleyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, 14.04.2009 tarihinde birlik komutanına tebliğ edilmiş olmasına; kendisinin de kararın kendisine geç ulaştığına dair mazeret bildirmemesine rağmen, yasal süresi geçtikten sonra kendisini duruşmalarda temsil etmeyen müdafii aracılığıyla yaptığı 27.04.2009 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanık …’in, katılanın eşinin adına kayıtlı olan iddia bayiini, katılanın eşinin askere gitmesi nedeniyle katılan ile birlikte çalıştırmaya başladığı, babası sanık …’ın da oğlu sanık …’a yardım ettiği, baba oğul olan sanıkların, spor toto teşkilatına yatırılması gereken parayı şahsi işlerinde harcayıp yatırmadıkları ve paranın karşılığında şikayetçiye 7.500 TL’lik sened verdikleri, bu sorunu çözdükten sonra tekrar birlikte çalışmaya devam ettikleri, 2-3 hafta geçince kasadan 3 günlük hasılatı da alarak çevreye olan diğer borçlarından dolayı ortadan kayboldukları, yapılan araştırmada şüphelilerin adreslerinden ayrılarak bilinmeyen bir yere taşındıklarının tespit edildiği,bu şekilde her iki sanığın da üzerlerine atılı hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçunu işledikleri idia edilen olayda;
Sanık …’in oğlu Onur’ a boş zamanlarında yardım etmesinin hizmet ilişkisi sayılamayacağı dolayısıyla; sanık … ile katılan arasında herhangi bir hizmet ilişkisinin olmadığı gözetilmeden; eylemin TCK 155/1 maddesi kapsamında kalması, ayrıca; anılan suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tâbi bulunduğu, katılanın hükümden sonra 04.02.2010 havale tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla; TCK’nın 73. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.