Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66720 E. 2013/10961 K. 12.06.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 12:55
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66720
KARAR NO : 2013/10961
KARAR TARİHİ : 12.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın, hastalığı sebebiyle Ankara Numune Hastanesine kontrol amacı ile geldiği sırada sanığın, hastanede katılanın yanına yanaşıp, kendisini ... ... olarak tanıtarak Kastamon'lu olduğunu ve ... Başeskioğlu'nun da yeğeni olduğunu söyleyip, katılanın güvenini kazandığı, katılan üzerindeki güvenini pekiştirmek amacıyla onu lokantaya götürdüğü birlikte yemek yedikleri, bu sırada katılanın, ağır işte çalışamayacağına dair rapor alacağını söylemesi üzerine sanığın, başhekimi tanıdığını, bu raporu kendisinin alabileceğini söyleyerek, katılanın yanında doktorları arıyormuş gibi cep telefonu ile bir takım kişilerle görüştüğü, telefon görüşmelerinden sonra rapor işini halledeceğini, görüştüğü doktora bilgisayar alması gerektiğini, bunun içinde para lazım olduğunu söyleyerek, katılandan toplam 350 TL parayı aldığı ve katılan ile birlikte Ulus’ta girdikleri bir işhanından fırsatını bulup kaçarak ortadan kaybolduğu; Numune Hastanesi Başhekimini tanıdığını söyleyen sanığın görüştüğü kişinin Numune Hastanesi Başhekimi olduğunu müştekiye söylemediği gibi isim de zikretmediği anlaşılmakla, eyleminin 5237 Sayılı TCK.nın 157.maddesinde yer alan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "20 gün" ve "400 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün" ve "100 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.