YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66886
KARAR NO : 2013/10320
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki tanımlama ışığında somut olay incelendiğinde;
Şikayetçiyi telefon ile arayıp adının … olduğunu ve ağabeyinin askerlik arkadaşı olduğunu söyleyen sanık …’in, gömü altın bulduğunu delikli eski para olduğunu anlaşabilirlerse kendisine satabileceğini söylediğinde şikayetçinin teklifi kabul etmesi, İzmir’de buluştuklarında şikayetçiye … telkin etmek için bir bidon içerisindeki altınları gösterip, gerçek altın sikkelerden birkaçını numune olarak vermesi, şikayetçinin altınların gerçek olduğunu ve 1200’lü yıllara ait olduğunu araştırarak öğrenmesi sonrası telefonla görüştüklerinde sanığın şikayetçiden harçlık istediğinde şikayetçinin sanığa PTT havalesi ile 200,00 TLpara göndermesi, daha sonra şikayetçinin yanında 40.000,00 TL bulunduğu halde Kemalpaşa İlçesi Ören Kasabasında sanık ile buluştuğunda, sanığın şikayetçinin çantasını açıp paraları aldıktan sonra içinde sahte altın bulunan bidonu şikayetçiye bırakıp hızlıca olay yerinden ayrılması, sonradan şikayetçinin aldığı altınların sahte olduğunu anlayarak suç ihbarında bulunması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümlerdeki “1200 gün”, “1000 gün”, “20.000 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, “80,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.