YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66924
KARAR NO : 2013/10463
KARAR TARİHİ : 05.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın 06/04/2011 havale tarihli dilekçesi üzerine, Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi 08/04/2011 tarihli kararı ile “Mahkememizin 29/03/2011 tarihli kararının değiştirilmesini gerektirir bir yön bulunmadığından, itirazın REDDİNE” karar verilerek, dosyanın itirazı değerlendirmesi için gönderildiği Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 12/04/2011 tarih ve 2011/676 sayılı değişik iş karar ile “…sanığın tutukluluk halinin uzatılmasına ilişkin kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından itirazın reddine” karar verilmiş ise de; başka suçtan tutuklu bulunan sanığın, temyiz incelemesine konu olan suçlardan 24.06.2010 tarihli oturumda tahliyesine karar verildiği anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılana ait tekstil mağazasına giderek satın aldığı 115.000 TL değerindeki mal karşılığında, daha önceden … sahte kimliği ile temin ettiği çek karnesinden 9 adet çek keşide etmek suretiyle katılana verdiği şeklindeki eyleminin bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Tekerrüre esas alınan Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/11/2005 gün ve 2005/270 E, 2005/257 K sayılı ilamının, inceleme konusu suçların işlenmesinden sonra 28.03.2006 tarihinde kesinleştiği ve tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığa verilen cezaların 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bentlerin tamamen çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.