Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66997 E. 2013/10579 K. 06.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66997
KARAR NO : 2013/10579
KARAR TARİHİ : 06.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında 01/02/1996-31/01/2006 şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin 02/11/2005 olarak mahkemesince düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan kurumun 95.176.570.0 emeklilik sicil no’lu dosyasından emekli aylığı alan … …’ın 08/06/1981 tarihinde vefat ettiğini Kurum’a bildirmeyerek geriye doğru on yıl için 01/02/1996 ila 31/01/2006 tarihleri arasında … olmayan aylıkları üvey kayınpederi …’in 27/11/1980 tarihinde verdiği vekaletnameye dayanarak tahsil eden sanığın eyleminin “zincirleme dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
1-Sanığın aşamalardaki değişmez anlatımlarında; üvey kayınpederi olan … …’ın kendisine vekalet vermesinden bir süre sonra birlikte kaldıkları evden ayrılıp İzmir’deki kardeşlerinin yanına gittiğini ve giderken ona vekaletname ve sair belgeleri teslim ettiğini, aralarındaki kırgınlık nedeniyle o Zamandan beri görüşmediğini, vefat ettiğini dahi bilmediğini, dolayısıyla onun adına emekli maaşı çekmediğini, banka dekontlarındaki imzaların kendisine ait olmadığını savunması karşısında ;
Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi amacıyla; ilgili banka dekontları ve 02/11/1995 tarihli yoklama belgesindeki imzaların aynı kişi eli ürünü imzalar olup olmadığı ve sanığa ait olup olmadığının uzman bilirkişiden alınacak raporla belirlenmesi, vekil olan sanık tarafından emekli maaşı alınan şubeye verilmesi gereken yoklama belgesinin 02/11/1995 tarihli belgeden ibaret olup olmadığının sorulması varsa diğer yoklama belgelerinin de temin edilmesi, iddiaya konu olayın, katılan Kurumun Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen “Sağlık karnelerini uzun süre kullanmayanlar” listesinde vefat edenin ismine rastlanması ve durumun Şişli Nüfus Müdürlüğünden araştırılması sonucu ortaya çıkarıldığı anlaşılmakla, sanığın kurumun denetim olanağını ortadan kaldırabilecek nitelikteki hileli davranışının ne olduğunun karar yerinde tartışılması, gerektiğinde banka dekontlarında görevli görünen banka çalışanlarının da tanık sıfatıyla dinlenerek emekli maaşlarının bizzat sanık tarafından tahsil edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması, sanıktan 0216 4677214 no’lu telefon abonesi olan … adlı kişinin “oğlu” olup olmadığının sorulup öğrenilmesi, 08/06/1981 tarihinde vefat eden … …’a emekli aylığının hangi tarihte bağlandığının araştırılması toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Kabule göre de ; TCK’nun 61/8. maddesi hükmüne göre; adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimlerin “gün” birim sayısı üzerinden yapılacağının nazara alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. Maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’UN 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.