YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67084
KARAR NO : 2013/10620
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik(Değişen Suç Vasfına Göre Özel Belgede Sahtecilik)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdur …’ın kardeşi olan sanık …’e eşinin vefat etmesi üzerine kendisi ile çocukları … ve …’in hesabına yatırılan maaşları çekmesi için verdiği vekaletnameyi 28.06.2004 tarihinde iptal ettirerek azilname düzenletip tebliğ ettiği halde sanık …’in olay tarihinde resmi nikahlı eşi olan diğer sanık … ile birlikte Ziraat Bankası Kızılay şubesine giderek sanık …’i … … olarak tanıtıp daha önceden elde etmiş oldukları … …’a ait Emekli Sandığı tanıtım kartı ile kimlik fotokopisini ibraz ederek … … ile velisi olduğu çocukları …
… … ve …’ın Ziraat Bankası Alibeyköy İstanbul şubesindeki maaş hesaplarından toplam 1.216,75 TL’yi çekmek suretiyle bankayı aracı kılarak ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık ile özel belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu olayda; dosya içerisinde mağdur tarafından ilgili banka şubesine yazılan yazı dışında olaya ilişkin alınmış beyanının bulunmadığının anlaşılması karşısında; gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açığa çıkarılması açısından mağdurun dinlenmesi ile eylemin sübutu halinde 5237 sayılı TCK’nın 167. maddesinin ilgili fıkralarının uygulanması açısından aynı konutta birlikte yaşayıp yaşamadıkları ile şikayetçi olup olmadığı hususularında beyanının alınması ve yine sanık …’in eşi olan diğer sanık … ile bankaya gidip para çekmediğine ilişkin savunması karşısında, banka görevlisi tanık olarak dinlenip bankaya gelen bayanın sanık … olup olmadığı hususunda teşhis yaptırılıp, hesap onay formundaki imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla tespit edilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.