YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67096
KARAR NO : 2013/10363
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, hakaret, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/11/2011 gün ve 2011/9-192-241 sayılı kararında da açıklandığı üzere ve CMK’nın 196. maddesi hükümlerine göre, alt sınırı 5 yıldan az hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı yapılan yargılamada, yargılandığı yer adli yargı sınırları dışında ve başka suçtan tutuklu bulunan ve haklarını anladığını, yüklenen suçlar hakkında kendi iradesi ile hiç bir baskı altında kalmadan açıklamada bulunacağını belirten suça sürüklenen çocuğun, istinabe yoluyla alınan savunmasında usule aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki (II) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1-Suça sürüklenen çocuk hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’un 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuğun bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve tehdit suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez.Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun katılanın Akşehir ilçe Merkezinde Boya ve Nalburiye dükkanında yanında eleman olarak çalışmaya başladığı, katılanın suça sürüklenen çocuğa 680 TL vererek bankaya yatırmasını istediği, suça sürüklenen çocuğun parayı alarak gittiği, ancak söz konusu parayı bankaya götürmediği ve parayı da alarak ortadan kaybolduğu, kendi savunmasına göre parayı Antalya iline giderek sevgilisi ile birlikte harcadığı, bugüne kadar parayı iade etmediği, böylelikle üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği, katılanın parasını suça sürüklenen çocuğun babasından istediği, bunun üzerine suça sürüklenen çocuğun katılana yönelik olarak kullanmış olduğu telefonla “savcılığa ver çocuklarını öldürmeyenin anasını sinkaf etsinler! hadi ver!” diye ölümle tehdit içeren mesaj çektiği ve bu şekilde de atılı tehdit suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Her iki suçtan verilen hüküm açısından; nüfus kaydına göre, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı TCK’ nın 31/3 maddesi gereğince cezasından 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.