Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67341 E. 2013/10878 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67341
KARAR NO : 2013/10878
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;katılanın ticari taksi şöförü olarak çalışırken aracına müşteri olarak binen sanığın havaalanında personel müdürü olduğunu söyleyerek katılanı inandırdığı ve katılana hava alanına servis şoförü olarak kendisini işe alacağını söyleyip inandırıcı açıklamalarda bulunduğu ayrıca telefon numarasını aldığı, bir gün sonra katılanı arayarak hava alanına servis şoförü olarak işe girmesini sağlamak bakımından yapılacak işlemlere esas olmak üzere 285,00 TL harç parası yatırması gerektiğini söyleyip vermiş olduğu posta çeki hesabına katılanın bu parayı yatırdığı, bu işlemden 3 gün sonra yine katılanı arayan sanığın işe girildiğinde giyilecek elbise bedeli olarak 260,00 TL daha yatırılması gerektiğini söylemesi üzerine katılanın sanık tarafından verilen banka hesap numarasına 260,00 TL ‘yi de yatırdığı ancak katılanın hava alanına servis şoförü olarak alınmadığı gibi katılanın yatırmış olduğu paraların da iade edilmediği, sanığın bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Dolandırıcılık suçunda unsur olan hilenin kullanılmasından sonra,paranın banka ve PTT aracılığı ile sanığa gönderilmesi eyleminde, hilenin gerçekleşmesinde ödeme aracı durumunda bulunan bankanın ve PTT’nin rolünün bulunmadığı ayrıca TCK’nın 158/1-b maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, sanığın mağdurun içinde bulunduğu tehlikeli veya zor şartlardan yararlanarak haksız menfaat sağlaması gerekir, bu durum madde gerekçesinde de ”kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya şartlar, başkalarına … duymaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal afet veya trafik kazasına maruz kalmasında ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır.” denilerek açıklanmış olup, olayda ise katılanın kalıcı bir iş sahibi olmak için para yatırmasının zor şartlar veya tehlikeli durum sayılamayacağı, bu nedenlerle sanığın eyleminin TCK’nın 157.maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş,Cumhuriyet savcısı,sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.