Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67406 E. 2013/10888 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67406
KARAR NO : 2013/10888
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan …’ın, hayvan alım satım işi ile uğraştığı, vefat eden babasının, müşteki …’e 19.000 TL borcu olduğu, kendini alacaklı … olarak tanıtan sanığın, tanık … …’e katılan …’ın nerede olduğunu sorduğu, … …’in, katılanı çağırması üzerine; katılanın, sanığın yanına gittiği, sanığın katılana babasından 19.000 TL alacağı olduğunu, bu parayı almaya geldiğini söylediği, bunun üzerine; katılanın, sanıktan babasının düzenlediği senedi istediği, sanığın daha sonra senetleri getireceğini söylediği, sanığın, Malatya’da kalacağını paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek katılandan para istediği, katılanın yanında olmaması nedeniyle tanık … …’den sanığa 100 TL vermesini istediği, tanık …’ın da bu parayı sanığa verdiği, sanığın telefon numarasını katılan …’a vererek “bu numaradan beni arayın eski numaradan aramayın “dediği, katılan …’in, sanıktan şüphelenmesi üzerine …’e ait olan eski numarayı aradığında sanığın dolandırıcı olduğunu anladığı sanığın bu şekilde …’a karşı dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, katılanın talebiyle tanık … …’den 100 TL almasıyla menfaat temin ederek atılı dolandırıcılık suçunun tamamlanması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesi gereğince uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.04.2010 tarihli ve 2010/4-71 E, 2010/76 K sayılı ilamında belirtildiği gibi; 5237 sayılı TCK.nun 51. maddesiyle, ceza infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesi, denetim süresi, ertelemenin yasal sonucu olduğundan, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyecektir. Bu kapsamda sanık hakkında TCK’nun 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükümleri uygulanırken denetim süresinin belirlenmemesi,
2- TCK’nın 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin tatbikine ilişkin paragrafların çıkarılarak, yerine “sanığın TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet, kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” hüküm fıkrasının hapis cezasının ertelenmesine ilişkin fıkrasından sonra gelmek üzere “TCK’nun 51.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay denetim süresi belirlenmesine” ibaresi eklenmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.