Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67428 E. 2013/10705 K. 10.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67428
KARAR NO : 2013/10705
KARAR TARİHİ : 10.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, olay tarihinde karakola müracaat ederek, … plaka sayılı aracını akşam evinin önüne park ettiğini, sabah kalktığında aracının yerinde olmadığını belirterek hırsızlık iddiasıyla şikayetçi olduğu, sanığın aracının kasko sigortalı olması nedeniyle sigorta şirketine başvurarak 1.500 TL sigorta bedeli aldığı, yapılan araştırmada, gerçekte bir hırsızlık olayının olmadığı, sanığa ait aracın, onun bilgisi dahilinde oto galeri işi yapan … … isimli kişi tarafından …’a satıldığı, sanık beyanında …’un, aracın kendisine galerici tarafından satıldığını söylediğini, aracı almak için başka bir çaresinin olmadığını düşünerek müracaat ettiğini belirttiği, böylece sanığın gerçekte hırsızlık olayı olmadığı halde hile yaparak sigorta şirketi aleyhine haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda, suçun sabit olduğu ve 5237 sayılı TCK’nın sanığın lehine olduğu gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanığın, mağdurun zararını 08/07/1999 tarihinde ödediği, yapılan kısmi ödemeye mağdur şirketin … gösterdiği, kamu davasının ise 09/07/1999 havale tarihli iddianame ile açıldığı, buna göre sanığın, zararı soruşturma aşamasında giderdiğinin anlaşılmış olması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1.maddesinin uygulanması yerine aynı maddenin ikinci fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.