YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67461
KARAR NO : 2013/11136
KARAR TARİHİ : 13.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın tanık …’nın işyerine giderek … A.Ş’de yetkili olduğunu,personele ihtiyaçları olduğunu, etraflarında çalışmak isteyen kimse olup olmadığını sorduğu, anık …’nın aklına katılan …’ün geldiği, bunun üzerine sanığın katılanın evine giderek kendisine tanık …’nın gönderdiğini söyleyerek … telkin ettiği, ardından … A.Ş’de işe girmek istiyorsa gerekli evraklarla birlikte 800,00 TL para hazırlaması gerektiğini söylediği, sanığın katılandan evraklarla beraber parayı buluştukları pastanede aldığı, en son Verem Savaş Dispanserinden rapor almasını istediği, katılan raporu alıp döndüğünde sanığın ortadan kaybolduğu şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.5237 sayılı TCK’nun 157.maddesinde hapis cezası ile birlikte adli para cezası da öngörülmesine rağmen, sadece hapis cezasına hükmedilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın (c) bendinde yazılı kısıtlamalardan sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından şartla tahliye tarihine kadar geçerli olduğu gözetilmeden fıkranın tamamını kapsar şekilde kısıtlamaya gidilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükmün TCK’nun 53/1-c maddesi ile ilgili kısmanın tamamen çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından şartla tahliye tarihine kadar” ibaresi eklenmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.