Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67466 E. 2013/11130 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67466
KARAR NO : 2013/11130
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … müdafiilerinden …’nin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık … müdafiilerinden …’nin yüzüne karşı tefhim olunan 02.03.2009 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 21.05.2009 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıkların müdafii …’in temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında tayin olunan cezaların nevi ve miktarı itibariyle sanıklar müdafiinin duruşma isteminin 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklardan …’in kendisine ait olan … plaka sayılı otomobilinin evinin önünden çalındığı iddiasıyla kolluğa müracaat ettiği, aracın bulunamaması üzerine katılan … Sigorta’dan araç sigorta bedeli olarak 17.000 TL parayı aldığı, kolluk görevlilerinin rutin kontrolleri sırasında
yıkık evlerin bulunduğu bir sokakta üstü branda ile kapalı bir otomobil görmeleri üzerine çevrede yaptıkları araştırmada, tanık …’ye ait olduğunu öğrendikleri, …’nin alınan beyanında oto tamircisi olduğunu ve hasarlı olan aracı iki kişinin kendisine satmak için getirdiklerini, bir hafta sonra 7000,00 TL vererek aracı satın aldığını, ancak aralarında herhangi bir protokol yapmadıklarını söylediği, bunun üzerine beş kişi içerisinde yaptırılan canlı teşhiste sanık …’i teşhis ettiği, kovuşturma aşamasında ise aracın sanık … tarafından tamir için getirildiğini, tamir ücretini alamadığı için sanık …’ın yanına gittiğinde diğer sanık …’i gördüğü için teşhis sırasında bu olayı anlattığını, ancak zapta yanlış geçildiğini iddia ettiği; fakat bu iddiasının tutanak tanıkları tarafından doğrulanmadığı,aracın plakalarının sökülmüş ve üstü branda ile örtülmek suretiyle gizlenmiş olması, sanık …’in sigorta parasını alması karşısında sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde sigorta bedelini almak maksadı ile dolandırıcılık suçunu işlediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nın 158/1 maddesinde sadece “e”, “f “ve “j” fıkralarında elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacak şekilde adli para cezasına hükmedilmesi gerektiğinin düzenlendiği, “k” fıkrası için böyle bir yasal zorunluluğun bulunmadığı gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın (c) bendinde yazılı kısıtlamalardan sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından şartla tahliye tarihine kadar geçerli olduğu gözetilmeden fıkranın tamamını kapsar şekilde kısıtlamaya gidilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.