Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67527 E. 2013/11601 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67527
KARAR NO : 2013/11601
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma, Tehdit, Kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir
Daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; katılan sanık …’nun tanık …’dan kiraladığı işyerinin kira borcunu ödeyememesi üzerine işyerini tahliye etmeye karar verdiği, ancak kendisine ait torna tezgahı ve diğer aletlerini henüz almadığı sırada aynı işyerinin katılan sanık …’e kiralandığı, …’nun kendisine ait malzemeleri tanık …’e sattığı ve dava tarihinde eşyaların tanığın işyerinde olduğu, satılan eşyaların karşılığında verilen çekin ise …’nun kira borcunu mülk sahibi tanık …’ya ödeyen …’e verildiği, daha sonra …’nun eşyalarını alamadığı gerekçesi ile Cumhuriyet Savcılığına müracaatta bulunduğu, bunu öğrenen katılan sanık …’in …’nu tanıklar … ve …’in işyerinde gördüğü, kimin başlattığı belli olmayan kavgada katılan sanıkların birbirlerini yaraladıkları, …’in çocukları olan sanıklar … ve …’i telefon ile arayarak olay yerine çağırdığı, birlikte diğer katılan sanığı dövdükleri ve ölümle tehdit ettiklerinin iddia edildiği olayda;
Katılan sanık … müdafii ile katılan sanık …’nun hazır bulunduğu 02.06.2009 tarihli oturum sonunda, dosyanın karar verilmek üzere incelemeye alınması denmek suretiyle duruşmanın aynı gün saat 16:00’ya bırakılmasına karar verilmesine karşın,aynı gün işlem yapılmadığı,bilahare dosyanın duruşma kaçağı kaldığından bahisle taraflar hazır bulundurulmadan 16.06.2009 tarihinde gıyapta karar verilmesi suretiyle sanıkların savunma haklarının kısıtlanması
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık … ile katılan sanık … ve sanıklar …, … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 20.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.