Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67550 E. 2013/11412 K. 18.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67550
KARAR NO : 2013/11412
KARAR TARİHİ : 18.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklar … ve …’nın işyeri ortağı ve akraba oldukları, sanık …’in ekonomik sıkıntıya düşen diğer sanıklara yardımcı olmak amacıyla rızası ile çekleri sanıklara verdiği, akabinde ödemeden men yasağı koydurduğu, bu nedenle çeklerin ciro edilmesi ve başkalarına verilmesinden haberdar olduğu, diğer sanıklarla işbirliği içerisinde hareket ettiği, çeklerin sahte olarak düzenlendiğini baştan beri bildiği, yine ödemeden yasağı konulması halinde çek hamiline ödeme yapılmayacağını bildiği, aldırılan ekspertiz raporlarında çeklerdeki imzaların sanık … ait olduğunun tespit edildiği, sanığın piyasaya olan borcu nedeniyle ortağı ve aynı zamanda akrabası …’nın çeklerini …’den aldığı, borçlarına karşılık müştekilere verdiği, akabinde müştekilerin bankaya müracaat ettiklerinde …’nın men talimatı üzerine
müştekilerin alacaklarını tahsil edemedikleri, katılan …’in sanık …’na 70.000 TL borç para verdiği, karşılığında …’ndan üç adet çek aldığı, çekteki imzaların …’na ait olduğu, katılanın icra takibine giriştiği, sanık … …’nın itirazı üzerine imzanın …’e ait olmadığının anlaşıldığı, sanıklar … ve …’nun fikir ve eylem birliği içerisinde katılan …’e ödenmesi gereken 30.000 TL’yi ödememek için bu yola başvurdukları, sanıklar …, … ve …’nun katılan … Buz’a 169.000 TL borçlandıkları, karşılığında 8 adet senet verdikleri, senetler ödenmeyince katılana çek vermeyi teklif ettikleri, katılan …’ın kabul etmesi üzerine dört adet çeki katılana verdikleri, bu çeklerden ikisinde sanık …’nun cirosunun bulunduğu, katılanın bankaya müracaatında sanık … … tarafından bankaya talimat verilmesi nedeniyle katılanın alacağını tahsil edemediği, bu nedenle sanıklar …, …, … ve …’nun fikir ve eylem birliği içerisindekatılanın alacağını tahsil edememesi için birlikte hareket ettikleri, olay tarihinden önce sanıklar … ve …’nun katılan …’e borçları bulunduğu, kardeşleri …’nun iş ortağı olan …’nın Düziçi Ziraat Bankası Şubesinden verilme 2 adet çeki keşide edilmiş halde getirerek müşteki …’e verdikleri, akabinde müştekinin 2 adet çeki başka şahıslara ciro ettiği ancak 2 adet elinde kalan çeki bankaya ibraz ettiğinde sanık … …’nın ödemeden men talimatı üzerine çeklerin ödenmediği bu haliyle biraz önce açıklanan gerekçelerle sanıklar …, … ve …’nun kardeş oldukları, … ve …’nın iş ortağı ve akraba oldukları, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde müştekiye olan borcu ödememek için toplam 15.000 TL çek bedelini bu şekilde ödememek için sanık … …’nın bankaya müracaatını bekledikleri, …’in de durumun bu şekilde olduğunu bilmesine rağmen başlangıçta bu şekilde anlaşmaları üzerine katılanın çek bedelini alamadığı, sanıklar … ve …’nun katılan … ile ortak iş yapmak için anlaştıkları, katılandan 80.000 TL para aldıkları, katılanın alacağını istemesi üzerine … ve …’nun 10 adet sahte olarak düzenlenmiş çek verdikleri ve çeki ciro ettikleri, aldırılan ekspertiz raporunda suça konu çeklerin ön yüzlerinde ve arkada yer alan keşideci imzalarının aynı şahıs elinden çıktığının ve … elinden çıktığının tespit edildiği, yine sanık …’nun katılan …’dan 4.000 TL borç para aldığı, karşılığındasanıklar … ve …’nun …’ya ait 015695 nolu çek yaprağını verdiklerini, yapılan ekspertiz incelemesinde çekin ön ve arkasında yer alan imza ve yazıların sanık …’na ait olduğunun tespit edildiği, katılanın bankaya müracaatında sanık … …’nın ödemen men talimatı üzerine alacağını tahsil edemediği iddia olunan olayda;
I-Sanıklar …, ve … haklarında katılan …’a yönelik resmi belgede sahtecik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
II-Sanıklar haklarında katılanlar …, …, …, …, …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık, katılanlar …, …, … ve …’ a yönelik resmi belgede sahtecik suçlarından verilen mahkumiyet, ayrıca sanık …(…) hakkında katılan …’a yönelik resmi belgede sahtecik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
1-Dolandırıcılık suçları yönünden,
a-Yargıtay C.G.K’nın 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağının belirtilmesi karşısında, suça konu çeklerin katılanlara önceden doğan borç nedeni ile sonradan düzenlendiği ve dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanıkların beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
b-Kabule göre de;
5237 Sayılı Yasa’da 765 Sayılı Yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir. İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 Sayılı TCK sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 Sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Yasanın 19. maddesi ile değişik TCK’nın 158/1. fıkrasına eklenen “… Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katında az olamaz.” cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158. maddenin 1. fıkrasına eklenen son cümledeki “…adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın 52. maddesinin 1.fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3. fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir
gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61. maddesinin 8. fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri ile yasa koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise;o takdirde tespit olunacak temel gün,suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.
Bu açıklama kapsamında, sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5275 sayılı Yasanın 106. maddesinde öngörülen adli para cezası yerine çektirilecek hapis cezası süresinin belirlenmesi açısından, infazda tereddüt oluşturacak şekilde doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Resmi belgede sahtecilik suçları yönünden;
a-Çek karnesi sahibi olan …(…)nın baştan itibaren suça konu çeklerin çalındığını ve bilgisi dışında kullanıldığını iddia etmesi,ve çek yapraklarının kullanıldığını öğrenmesi üzerine herbir çek yaprağı için ödemeden men talimatı vermesi karşısında, resmi belgede sahtecilik suçlarının sahte belgenin düzenlenmesi yada kullanılmasıyla oluşacağı gözetilerek sanığın düzenleme işine yada sahte olarak düzenlenmiş belgeyi kullandığına dair delillerinin neler olduğu açıkça gösterilmesi, bu belgelerinin sahte olarak düzenlenmesi yönünden diğer sanıkları azmettirdiği yada bu suçu işlemeye teşvik ettiği yönünde mahkumiyete götüren subut delillerinin neler olduğu denetime izin verecek şekilde açıkça gösterilmeden sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Ceza Genel Kurulu’nun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK.nun 43/1 maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, suçta kullanılan çeklerin sanıklar tarafından aynı anda katılanlara verildiği dikkate alındığında eylemin teselsül ettiğinden söz edilemeyeceği gözetilmeden TCK’nun 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.