YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67573
KARAR NO : 2013/11622
KARAR TARİHİ : 20.06.2013
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/10/2010 gün ve 2010/2-169-188 sayılı kararında, başvuru şeklinin gösterilmemiş olması yasa yolu süresinin işlemeye başlamasını engellemeyeceğinin belirtildiği, hüküm fıkrasında yasa yolu, süresi ve şekli belirtildikten sonra “Temiz yolu açık olmak üzere” denilmek suretiyle temyiz merciinin de gösterildiği konusunda hiçbir duraksama bulunmamakta ise de, 1 Mayıs 2009 tarihinin resmi tatil günü olması nedeni ile sanığın 04/05/2009 havale tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; Sanığın bir kaç günlüğüne kullanmak amacı ile katılandan aldığı Nokıa 6230 i marka cep telefonunu kredi kartı borcu nedeni ile satıp katılana iade etmediği olayda “güveni kötüye kullanma” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı Kanunun 155/1. maddesinde düzenlenen “Güveni kötüye kullanma” suçunun yaptırımı “altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası” olduğu halde sanığa 4 ay
hapis cezası verilmiş olması, ayrıca aynı fıkrada hapis ve adli para cezaları birlikte öngörüldüğü halde sadece hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, fakat, bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/06/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.