YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67689
KARAR NO : 2013/11357
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, yaptığı emlakçılık faaliyeti sırasında müşteri olarak kendisine başvuran katılanlardan …’e açacağı ekmek fırınına ilişkin işyeri ruhsatnamesini Ordu Belediyesindeki tanıdıkları vasıtasıyla alabileceğinden bahisle 1.000 TL karşılığı çıkarttırabileceğini söyleyerek parasını aldığı, diğer katılanlar … ve …’a ise kiralık ev temin edebileceğini söyleyerek içerisi başkaları tarafından dolu vaziyette olan daireleri cadde üzerinden uzaktan göstermek suretiyle kiralık olduğundan bahisle 3-5 gün içerisinde oturanların boşaltacağını söyleyip kandırarak kira ve kapora ile tamirat bedeli adı altında katılan …’den 800 TL, katılan …’tan ise 750 TL almasına rağmen gösterdiği konutları kiralamaması şeklindeki eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümlerde temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezalarının alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezalarının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığın, katılan …’ya karşı işlediği dolandırıcılık suçu nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün” ve ” 600 TL” adli para cezası terimlerinin; katılan …’a karşı işlediği dolandırıcılık suçu nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “50 gün” ve ” 1000 TL” adli para cezası terimlerinin; katılan …’e karşı işlediği dolandırıcılık suçu nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “40 gün” ve “800 TL” adli para cezası terimlerinin; tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün” ve ” 100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.