Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67763 E. 2013/11501 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67763
KARAR NO : 2013/11501
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
… Müteahhitlik…Ltd. şirketinin yetkili temsilcisi olan ve 16.01.2009 havale tarihli şikayet dilekçesi ekinde sunulan “…” adı ile bastırılmış kartviziti de kullanıp, nüfus sicilinde gerçek adı “Siyabent” olduğu halde çevresinde kendini …, eşini de Ankara Adliyesinde hakim olarak tanıttığı ileri sürülen sanığın, “…” adı ve şirket kaşesi ile düzenlediği ve bir ticari ilişki çerçevesinde (04.06.2009 tarihli duruşmada gerçekte alacaklı olduğu … …’nun verdiği söylenen çek yaprağının sahte çıkması üzerine önceden doğmuş borca karşılık alındığını beyan eden) suça konu 21.05.2008 tanzim tarihli bonoyu tanık …’a verdiği, onun da bu senedi ciro yoluyla sanığın fiilen hiç muhatap olmadığı katılana intikal ettirdiği, katılanın vekili vasıtasıyla Ankara 29.İcra Müdürlüğünün 2008/9117 Esas sayılı dosyasında hem …, hem de ……Ltd. aleyhine takip yaptığı, sanığın hükme esas alınan icra dosyasına sunduğu 07.01.2009 havale tarihli dilekçesinde gerçek ismini bildirip borcu kabul ettiği ve fakat aradan geçen zaman içerisinde borcu ödememek suretiyle haksız yarar sağladığı, bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Suça konu senedin, fiiliyatta çevresinde “…” adı ile tanınan sanık tarafından yasal temsilcisi olduğu şirket kaşesi de kullanılarak düzenlenip, nama yazılı bir şekilde önceden doğmuş borca karşılık tanık …’a verilmesi, onun da sanıkla bire bir ticari ilişkisi bulunmayan katılana ciro etmesi, icra takibi sırasında sanığın borcu kabul edip gerçek ismini 07.01.2009 havale tarihli dilekçesi ile açıklaması şeklinde gerçekleşen olayda atılı suçların yasal unsurları itibariyle oluşmadığını, bu nedenle beraat kararları verilmesi gerektirdiğini oyçokluğu ile takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin suçların oluştuğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraat hükümlerinin ONANMASINA, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.