Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67895 E. 2013/11500 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67895
KARAR NO : 2013/11500
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın annesi hakkında takipsizlik kararı verilen Perihan Koçak’ın kızının Ankara’da T.B.M.M.’nde çalıştığını, çevresinin geniş olduğunu, iş bulma işe yerleştirme konusunda birçok kimseye yardımı dokunduğunu, sohbet ortamında komşusu olan katılan … ve onun arkadaşları diğer katılanlara söylemesi ve kızının telefon numarasını onlara vermesi sonrasında, daha önceden sanıkla tanışıklıkları bulunan … ve …’nin bilahare de …’ın sanığa telefon yoluyla ulaştıkları; TRT, Devlet Korosu veya bir devlet dairesinde işe girme arzusunda olduklarını ilettikleri, özgeçmiş-fotograf gibi bazı evrakı gönderdikleri, sanığın bir takım masraflar olacağını söyleyip onlardan para istediği, farklı tarihlerde katılanların, sanık tarafından bildirilen banka hesap numaralarına para havaleleri yaptıkları ve fakat zaman geçmesine rağmen işe yerleştirme vaadinin gerçekleşmediği alınan paraların da iade edilmediği bu suretle sanığın arkadaş olan katılanlardan haksız yarar sağlayarak “zincirleme dolandırıcılık” suçunu işlediğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıda belirtilen bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın kasten işlemiş oluğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53.maddesinin 1. fıkrasında sayılan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken anılan fıkranın (c) ve (e) bendlerinin ayrık tutulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1. paragrafının son cümlesinde yer alan TCK’nın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılarak yerine “TCK’nın 53/1,2 ve 3.maddesinin uygulanmasına,” ibaresi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.