Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67937 E. 2013/11204 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67937
KARAR NO : 2013/11204
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, olay tarihinde ortağı olduğu şirket adına araç almak için, çalıntı olup ele geçirdiği 23/09/2006 tarihli ve 7.800 TL bedelli sahte düzenlenmiş çeki ciro ederek 6.000 TL borcunun karşılığında katılana vermek suretiyle aracı alması şeklinde gerçekleşen eylemin dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik olarak kabulü ile sanığın mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
TCK’nın 158/1-f-son maddesine göre hüküm kurulurken, önce haksız menfaatin iki katından az olmamak üzere adli para cezasının gün olarak belirlenmesi, daha sonra 52. madde gereğince gün karşılığının taktir edilen rakamla çarpılması sonucu adli para cezasının belirlenmesi gerekirken, doğrudan haksız menfaatin iki katının adli para cezası olarak tayin edilmesi sonuca etkili olmadığından ve sanık hakkında koşulları bulunduğu halde TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhte temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinde yazılı haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken, 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hakların kendi alt soyuna yönelik olması halinde yasaklamanın koşullu salıverilme tarihine kadar geçerli olacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından 5237 Sayılı TCK’nın 53/1 maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak yerine, “TCK”nın 53/3 fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından, koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.