YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/68019
KARAR NO : 2013/11565
KARAR TARİHİ : 20.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Çanakkale ili Biga ilçesi Güvenalan köyünde çiftçilik işi yapan müştekinin oğlu …’un Ardahan ilinde askerlik yaptığı sırada tesadüfen sanık ile tanıştığı, müştekinin sanığa oğlunun askerlik işini çok sevdiğini anlatması üzerine, sanığın da müştekiye isterse oğlunu askerde subay olarak bırakabileceğini, ismini vermediği yetkili bir akrabasının personel işlerinde daire başkanı olduğunu söylediği, müştekinin sanığa güven duyup, bu işin olması için sanığı aradığında, sanığın müştekiden bu işi yapmak için kendisine Kocaeli ili İş Bankası Bahçecik şubesinden değişik tarihlerde ve farklı miktarlarda olmak üzere 17 kez toplam 17.000 TL parayı havale ettirdiği, müştekinin, işin olmaması üzerine sanığın Kocaeli ilindeki adresine geldiği, bu kez de sanığın müştekiye kendisine güvenmesini söyleyip 14.000 TL bedelli senet verdiği ancak senet bedelini de ödemediği iddia edilen olayda;sanığın aşamalardaki savunmasında ve müdafiinin temyiz dilekçesindeki itirazlarında; müştekinin oğlu …’un askerlik yaptığı dönem ile sanığa para havalesi yapılan tarihlerin farklı olduğunun belirtilmesi, müşteki ile sanığın
ticari ortaklığının bulunduğunu suça konu paraların bu amaçla gönderildiğini, paranın icra marifetiyle tahsil edilememesi üzerine hakkında şuçlama cihetine gidildiğinin bildirilmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından;
1- Katılanın oğlu … …’ın tanık sıfatıyla celp edilip dinlenmesi, askere gidiş ve terhis tarihleri ile askerlik görevini yaptığı yerlerin Askerlik Şubesi Başkanlığından sorulup tespit edilmesi,Kocaeli 5.İcra Müdürlüğünün 2006/2820 sayılı dosyasının getirtilip incelendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği halde eksik araştırma sonucu hüküm yazılı şekilde kurulmuş olması,
Kabule göre de ;
2-5237 sayılı TCK’nın 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin, ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği, somut olayda ise; sanığın, ismini vermediği yetkili bir akrabasının personel işlerinde daire başkanı olduğunu söyleyerek menfaat temin etmesi şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde yer alan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı kanunun 158/2 maddesi gereğince hüküm tesis edilmesi,
3- Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle 48 gün olarak belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.