Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/68073 E. 2013/11476 K. 19.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/68073
KARAR NO : 2013/11476
KARAR TARİHİ : 19.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Katılanın çalıştığı lokal’in önünde beklediği sırada yanına yaklaşan sanığın, Botaş’tan geldiğini, temizlik şirketlerine işçi aldığını söyleyerek katılanı ve oğlunu işe alacağını belirterek katılandan resim kimlik fotokopisi gibi belgeler alıp, rapor alacaklarını ifade ederek hastaneye götürdükten sonra, başhekimle görüşeceğini 400 TL gerekli olduğunu söyleyerek, katılanın üzerindeki paranın tamamı olan 300 TL’yi aldıktan sonra ortadan kaybolmaktan ibaret eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği değerlendirilmiştir.
5237 sayılı TCK’nun “Güvenlik Tedbirleri” başlıklı İkinci Bölümünün 53. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen, kişinin, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olan belli hak yoksunluklardan (a), (b), (d), (e) bentlerinde belirtilenlerin 53. maddenin 2. fıkrası gereğince “infaz tamamlanıncaya kadar”, (c) bendinde belirtilen hak yoksunluğunun ise 53. maddenin 3. fıkrası gereğince “koşullu salıvermeye” kadar geçerli olacağı karar yerinde gösterilmemiş ise de, bu durum hükmün infazı sırasında gözetilebilecek, mahkumiyet hükmünün doğal bir sonucu olduğundan
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.