Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/68076 E. 2013/12517 K. 04.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/68076
KARAR NO : 2013/12517
KARAR TARİHİ : 04.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz isteminin suça sürüklenen çocuk …’a yönelik olduğu diğer sanığa yönelik bir temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılanincelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Sanığın, katılan …’a ait olan ve müşteki … tarafından kullanılan cep telefonunu konuşup iade etmek üzere aldıktan sonra geri vermemesi şeklinde gerçekleşen eylemin,hırsızlık suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İddianamede suça sürüklenen çocuğa atılı fiilin bütün unsurlarıyla anlatıldığı, mahkemenin iddianamede belirtilen fiil ve fail ile bağlı olduğu, suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin hazır bulunduğu 12.05.2005 tarihli oturumda TCK’nın 141/1.maddesinin uygulanma ihtimali gözetilerek CMK’nın 226.maddesi uyarınca ek savunma hakkı verildiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki 4 nolu bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz sair itirazlarının reddine,
Ancak;
1)Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayacağının değerlendirilmesi açısından; suç tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35/1 ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2.maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınmadan ya da aynı Kanunun 35/3.maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi gösterilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)5237 sayılı TCK’nın 52/4.maddesinin son cümlesinde “kararda taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir” hükmüne yer verilmiş olmasına ve hükümde 5237 sayılı TCK.nın 52/4 ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/3.maddesinin uygulanmasına karar verilmesi suretiyle çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde bunun hapis cezasına dönüştürülememesi yasak kuralını düzenleyen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/4.maddesindeki bağlayıcı kurala aykırı uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.