YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/68111
KARAR NO : 2013/11184
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, olay tarihinde esasen başkasına ait olan otoyu katılana satacağı konusunda ikna ettikten sonra katılandan bunun için 2.250 TL aldığı, daha sonrada aracı vermediği gibi parayı da iade etmeden ortadan kaybolması şeklinde gerçekleşen eylemin basit dolandırıcılık olarak kabulü ile sanığın mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında TCK’nın 53/1 maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmemiş ise de, hapis cezasıyla mahkumiyetin doğal sonucu olması nedeniyle bu hususta infaz aşamasında mahkemesinden karar alınması mümkün görülmüştür.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-)Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde, hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2-)Sanığın suça konu zararı kısmen ödediğine dair savunması karşısında TCK’nın 168. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının kararda tartışılmaması,
3-)TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca belirlenen 90 gün karşılığının 52/2 madde uyarınca 20-100 TL arasında belirlenecek gün karşılığı rakam ile çarpılması sonucu adli para cezası tayin edilmek gerekirken, yazılı şekilde 90 gün olarak tayin edilmek suretiyle usule aykırı uygulama yapılarak infazda tereddüt oluşturulması,
4-Kabule göre de, TCK’nın 62. maddesinin hapis cezasına uygulandığı halde adli para cezasına uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, 17/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.