YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10046
KARAR NO : 2014/4060
KARAR TARİHİ : 05.03.2014
Tebliğname No : 15 – 2011/242367
MAHKEMESİ : Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/04/2011
NUMARASI : 2010/550 (E) ve 2011/176 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık A.. Ş..’in, yanında temyiz kapsamında olmayan diğer sanık N.. G.. ile birlikte kiraladıkları bir jip ile otobüs durağında beklemekte olan mağdur Ayhan’ın yanına gelerek gideceği yere kadar bırakabileceklerini söyleyip araca binmesini sağladıkları, sanık Ali’nin araç içerisinde telefon konuşması yaptıktan sonra, mağdura eşinin Bolu’da kaza yaptığını, kendisinden iyi haber geldiğini, bu nedenle bir fakire 500 euro yardımda bulunacağını söyleyerek tanıdığı fakir birilerinin olup olmadığını sorduğu, mağdurun da tanıdığı fakirlerin olduğunu belirtmesi üzerine sanık Ali’nin üzerinde 1.000 euro para olduğunu, ancak 500 euro yardım edeceğini söyleyerek mağdurdan 500 euro para üstü istediği, mağdurun da yanında 300 TL ile bir adet çeyrek altın olduğunu söylemesi üzerine, sanığın aradaki farkı hayrına fakirlere dağıtmasını söyleyerek mağdurdan 300 TL ve bir adet çeyrek atını alıp karşılığında 1.000 euro olduğunu söylediği parayı verdiği, araçtan inen mağdur Ayhan’ın bir döviz bürosuna gittiğinde
paranın euro olmadığını, Peru parası olduğunu öğrendiği, Merkez Bankası’nın yazısına göre, suça konu paranın orijinal olduğu ancak ülkemizde alım satımı ve dolaşım kabiliyetinin olmadığının belirtildiği anlaşıldığından, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1-Sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK’nın 50/1.a maddesi uyarınca paraya çevrileceğinin belirtilmesine rağmen sadece tayin olunan 12 gün adli para cezasının para cezasına çevrilmesi suretiyle hükmün karıştırılması,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 gün olarak tayin edilmesi,
3-TCK’nın 58. maddesinin uygulamasında birden fazla ilamın tekerrüre esas olması halinde, en ağır cezayı içeren ilamın esas alınması gerektiği gözetilmeden 3 farklı ilamın tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.