YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10143
KARAR NO : 2013/13695
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde,
Sanığın hüküm tarihinden sonra 305/10/2010 tarihinde vefat ettiğinin UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK.nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2)Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.
Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; … Bismil İlçesinde, pamuk destekleme primi almak için yapılan başvurularda yoğun yolsuzluklar yapıldığı ihbarı üzerine pamuk üreticilerinin, 2006 yılında pamuk ektikleri yerlerin tespitine yönelik Landsat uydu görüntülerinin incelendiği, üreticilerin beyanlarındaki bilgileri içeren Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kayıtlarındaki parsellerin uydu fotoğrafları vasıtasıyla kontrol edildiği, üreticilerin beyan ettikleri bir kısım yerlere pamuk ekmediklerinin belirlendiği, kadastro görevlileri tarafından GPRS ile ölçüm yapıldığı, ÇKS ve PKS (prim kayıt sistemi) kayıtları ile Kadastro ve Tarım İl Müdürlüğü temsilcilerince mahallinde düzenlenen tespit tutanakların müştereken değerlendirilmesi neticesinde; Sanıkların toplam 463.466. metrekarelik alanda pamuk üretimi yaptığını beyan etmesine rağmen 429.788. metrekarelik alanda pamuk ektiğinin tespit edildiği, beyan edilen alan ile fiilen ekim yaptığı alan arasında 33.878 metrekarelik fazla beyanının bulunması nedeniyle 4.553.62. TL haksız destekleme primi almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, alınan bilirkişi raporuna göre pamuk ekili alanlarla ilgili yüzölçüm farklılığının GPS cihazının kullanımından kaynaklanan %5 ve bu cihaz vasıtasıyla alınan koordinatların uydu fotoğrafı üzerine aplike edilmesiyle ve bu alanların ölçümü esnasında el hassasiyetinden kaynaklanan %5 olmak üzere toplam %10′ luk bir hatadan kaynaklanmış olduğu, bu miktarın dekar başına elde edilebilecek azami miktar olan 600 kg ile çarpılması sonucu fiilen ekili olduğu tespit edilen alanda, beyan edilenden daha fazla pamuk elde edebileceği, oysa müstahsil makbuzlarına göre sanığın, daha az sertifikalı kütlü pamuk satışı yaptığı, böylece fiilen ekili olarak tespit edilen arazide sattığından daha çok miktarda pamuk elde edilebilmesinin imkan dahilinde olduğu dikkate alınarak, fiilen ürettiğinden fazla miktarda pamuk satışı yapmış gibi müstahsil makbuzu aldığı hususunda,dolandırıcılık kastının bulunmadığı ve mahkumiyete yeter, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği gerekçesiyle sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle,usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 23/09/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.