Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10149 E. 2014/4000 K. 05.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10149
KARAR NO : 2014/4000
KARAR TARİHİ : 05.03.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/341166
MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16/06/2011
NUMARASI : 2010/745 (E) ve 2011/372 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, bilgisayar satmak üzere internete ilan verdiği, sanığın bu ilanı gördükten sonra katılan ile temasa geçtiği, bilgisayara talip olduğunu bildirdiği rahatsızlığını öne sürerek bilgisayarı görmek için katılanı evine davet ettiği, nitekim katılanın da bilgisayarla birlikte sanığın bildirdiği adrese gittiği, bilgisayarın satımı hususunda 1.100 TL bedel karşılığı sanık ile katılanın anlaştıkları bunun 200 TL sinin nakit olarak katılana ödendiği, kalan 900 TL lik kısımla ilgili ise sanığın katılana senet tanzim edip verdiği, senedin vade tarihinde bedeli ödenmediği, icra işleminin de fiilen takipsiz kaldığı olayda; sanık ile katılanın bilgisayar alım satımı konusunda kendi özgür iradeleri ile anlaştıkları, buna dair aralarında protokol yaptıkları, sanığın kalan borcuna karşılık unsurları tamam senet verdiği, sanığın borcu inkar etmeyip mali zorluklar nedeniyle borcunu ödemediğine dair savunmaları nazara alındığında, sanık ile katılan arasındaki anlaşmazlığın ticari bir ilişkiden kaynaklanan hukuki nitelik arzetmesine rağmen, dolandırıcılık suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.