Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10326 E. 2013/18073 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10326
KARAR NO : 2013/18073
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Sanık …’ın, 09.11.2010 tarihli asıl karara karşı eski hale getirme talebinde ve temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, eski hale getirme ve temyiz talebinin reddine ilişkin verilen 16.06.2011 tarih ve 24.02.2011 tarih 2009/309 Esas ve 2010/324 Karar sayılı ek kararların hukuki değerden yoksun bulunduğu kabul edilip bu kararlar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen 09.11.2010 tarihli kararın, sorgusunda bildirdiği adresine tebliğ edilememesi nedeniyle, aynı adreste Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak 31.12.2010 tarihinde tebliğ yapılmış olduğu anlaşılmakla, eski hale getirme talebi yerinde görülmediğinden sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 11.02.2011 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında verilen hükümlerin temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,
sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların, … Kasabasında bulunan hayvan pazarına geldikleri, temyiz dışı sanık … vasıtasıyla katılan ile tanıştıkları, sanık …’ın kendisini … Vakfı görevlisi olarak tanıtarak katılandan kendilerine kurbanlık hayvan satmasını istediği, bunun üzerine katılanın, sanıkları … köyünde bulunan evine götürdüğü, 36 adet koçunu 10.500 TL’ye satma hususunda sanıklar ile anlaştığı, sanık …’ın hayvanların bedeli olarak katılana sahte bir çek verdiği, sanıkların bu şekilde katılanın hayvanlarını alarak köyden ayrıldıkları, katılanın hayvanları sattığı günün Cumartesi gününe denk gelmesi nedeniyle çeki sanıklardan alırken ilgili bankadan kontrol ettiremediği takip eden Pazartesi günü çekin sahte olduğunu öğrendiği bunun üzerine katılanın, temyiz dışı sanık … aracılığıyla sanıklar ile görüştüğü ve onlara çekin karşılığının çıkmadığını söyleyerek ya parasını vermelerini ya da koçlarını iade etmelerini söylediği, sanık …’ın çek olmadan bankadan parayı çekemeyeceğini söyleyerek katılandan çeki aldığı ve bir daha geri vermediği, daha sonra katılanın, sanık … ile sanık …’nın ağabeyi … …’den koçların parası için senet aldığı, ancak bu senetlerin bedellerinin de vadesinde ödenmediği, çekin ele geçirilememiş olması nedeniyle sahteliğinin ve aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenemediği anlaşılmakla, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek dolandırıcılık suçunu işlediklerine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.