YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10792
KARAR NO : 2014/4438
KARAR TARİHİ : 11.03.2014
Tebliğname No : 15 – 2011/242006
MAHKEMESİ : Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30/12/2010
NUMARASI : 2008/539 (E) ve 2010/890 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında “20/08/2001” olarak yanlış gösterilen suç tarihinin “17/02/2006” olarak mahallince düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Serbest Muhasebecilerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlik Kanunu’nun 2/A maddesinde belirtilen görevleri arasında vergi borcunu yatırmak gibi bir görevinin olmadığı, ayrıca Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar.” şeklindeki hükmüne göre; serbest muhasebeci olan sanığın, katılanın vergi borcunu maliyeye yatırmak üzere aldığı paraları adı geçen kuruma yatırmayarak kendisi için kullandığının iddia ve kabul olunması karşısında, eyleminin görevi ile ilgisinin bulunmayıp 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesinde düzenlenen “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek suçun nitelikli hali olan “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması sırasında uygulama maddesi olarak TCK’nın “43/1” yerine “43/2” maddesinin gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.