YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10827
KARAR NO : 2014/4617
KARAR TARİHİ : 12.03.2014
Tebliğname No : 15 – 2011/254023
MAHKEMESİ : Bilecik Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 22/02/2011
NUMARASI : 2008/23 (E) ve 2011/57 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, şikayetçinin yanına gelerek: “Almanya’dan geldiğini, parasının olmadığını, ailesinin otogarda beklediğini, paraya ihtiyacı olması nedeniyle kendisine ait olan saati satıp memlekete döneceğini, yakında bir kuyumcu olup olmadığını, saatin değerinin 22.000 TL olduğunu, bankadan parasını çektiğinde saati tekrar geri alacağını” söyleyip şikayetçinin 5.000 TL’sini alarak saati verdiği, şikayetçinin daha sonra saatin maddi bir değerinin olmadığını öğrenmesi üzerine otogara gittiği, ancak sanığı bulamadığı olayda;
Sanığın, atılı eylemi kabul etmemesi, sanığın fotoğrafı gösterilen mağdur S.. K..’in, Gaziantep 1. Asliye Ceza Mahkemesince talimatla alınan beyanında, kendisini dolandıran şahsın sanık K.. Y.. olmadığını açıklaması gözetilerek; şikayetçi A.. K..’ya soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendisini dolandıran şahsın sanık olup olmadığı hususunda herhangi bir canlı teşhis de yaptırılmamış olması karşısında, şikayetçi A.. K.. ile sanığın mahkemede yüzleştirilerek suçu işleyen kişinin sanık olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli yeni önden ve yandan çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek şikayetçinin kesin teşhisinin sağlanmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.