Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10899 E. 2013/17717 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10899
KARAR NO : 2013/17717
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır.
Mağdur … …’a ait … Bankası … şubesine ait 5183270 seri nolu çekin mağdurun aracından 26.07.2005 tarihinde boş olarak çalındığı, bu çekin daha sonra 25.10.2005 keşide tarihli ve 6000 TL bedelli olarak, yine diğer mağdur …’na ait … Bankası Beşiktaş şubesine ait 9043506 seri nolu çekin mağdurun aracından 04.08.2005 tarihinde boş olarak çalındığı, bu çekin daha sonra 30.11.2005 keşide tarihli ve 3450 TL bedelli olarak sanık tarafından katılan …’e aralarında ki ticaret ilişkisinden doğan borç nedeniyle verildiği ve sanığın böylece üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 3.3.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere; önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı cihetle; katılan vekilinin bazı dilekçelerinde suça konu çeklerin borcu nedeniyle sanık tarafından katılana verildiğini beyan etmesi ve bu hususta katılanın da dinlemeyip açıklık bulunduğu görülmekle; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi amacıyla katılanın usulünce dinlenerek suça konu çeklerin önceden doğmuş bir borç nedeniyle verilip verilmediği tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu mahkumiyet hükmü kurulması,
2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde,
Farklı gerçek kişiler adına düzenlenip kullanılan sahte çekler nedeniyle gerçek kişi sayısınca resmi belgede sahtecilik suçu oluşacağı gözetilmeyerek yazılı şekilde zincirleme suç hükümleri uygulanması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son madde hükmü uyarınca kazanılmış hakkın gözetilmesine, 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.