Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/10900 E. 2013/18225 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10900
KARAR NO : 2013/18225
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın temyiz dilekçesinde açıkça hakkında mahkumiyet verilen hükümleri temyiz ettiği ancak müdafiine ait temyiz dilekçesinde bu yönde bir açıklık bulunmadığı görüldüğünden, sanık hakkındaki kurulan tüm hükümlere yönelik yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kaymakamlıkta görevli olduğunu söyleyerek şikayetçilerden bir kısmına para yardımı yapılacağını, bir kısmına da maaş bağlanacağını söyleyerek dosya parası adı altında nakit para veya ziynet eşyası alarak çeşitli bahanelerle yanlarından ayrılıp ortadan kaybolduğu somut olaylarda;
1-Sanık hakkında birleşen 2006/443 esas sayılı dosyadaki şikayetçi …’ye yönelik eylemi nedeniyle verilen beraat hükmüne yönelik sanık müdafiiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Beraat hükmünün temyiz edilmesinde sanığın hukuki menfaati bulunmadığı gibi temyizin hükmün gerekçesine yönelik de olmadığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin bahsi geçen beraat hükmüne yönelen
temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 2012/10900 esas sayılı dosya ve bu dosya ile birleşen 2006/441, 2006/430, 2006/428, 2006/429, 2006/433, 2006/439, 2006/438, 2006/440 esas sayılı dosyalar kapsamına göre kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanığın ikrarı ve canlı teşhis tutanakları kapsamına göre dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 12 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “12 gün”, “10 gün” ve “200,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan birleşen 2006/404, 2006/427, 2006/431, 2006/437, 2006/426, 2006/425, 2006/435, 2006/436 esas sayılı dosyalar kapsamına göre kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
01.01.2005 ile 30.05.2005 tarihleri arasındaki suç tarihleri ile temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’ nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
4-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan birleşen 2006/434 esas sayılı dosya kapsamına göre kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Sanığın, maaşını çekip yolda yürüyen şikayetçi …’na yaklaşarak fakirlere para dağıtıldığını söyleyerek, “sen de al” dediği, beraber bir ağaç altına gittikleri, sanığın, şikayetçiye bir mendil verdiği, içinde para olduğunu, bunu kimseye söylememesini istediği, o ayrıldıktan sonra gelen diğer bir şahsın benim paramı bulmuşsun diyerek ceplerini aradığı ve 225,00 TL parasına alıp ortadan kaybolduğunun iddia edildiği somut olayda; sanığın aşamalardaki değişmeyen savunmasında diğer suçların hepsini kendisinin işlediğini ancak, bu suçu işlemediğine dair savunması, şikayetçinin maaşını çekip yolda yürürken bu olayların başına geldiğini izah etmesine rağmen hükme esas alınan teşhis tutanağının, katılanın evine gelen kişi olarak sanığı teşhis ettiği şeklinde düzenlenmesi karşısında teşhis işleminin usulüne uygun olarak yapılmadığı, bu durumda sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
İddianamedeki anlatım ve mahkemenin kabulünün aksine, şikayetçinin beyanında belirttiği üzere; sanığın yanındaki üçüncü bir kişi ile amaç ve fikir birliği içerisinde hareket ederek şikayetçinin üzerindeki parasını kullandıkları hilenin sonucunda değil, rızası hilafına almaları karşısında hırsızlık suçunun oluştuğu gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 12 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.