Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/11084 E. 2012/45674 K. 17.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11084
KARAR NO : 2012/45674
KARAR TARİHİ : 17.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın, … 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27.10.2010 tarih ve 2010/1216 müteferrik sayılı kararı ile incelenerek reddedildiği anlaşılmakla, adı geçen sanık temyiz incelemesinin kapsamı dışında tutulmuştur.
Katılan sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinin müvekkili hakkında verilen kararlar ve katılan sanık … ile sanık … hakkında karşı temyiz niteliğinde olduğu; Katılan sanık … ve sanık … müdafiinin temyiz dilekçesinin ise sadece müvekkilleri hakkında verilen kararlara karşı temyiz inceleme isteğini kapsadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya,
onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir.Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez.Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Somut olayda; katılan sanık …’in katılan sanık … için yaptığı Pvc işi nedeniyle taraflar arasında anlaşmazlık ve husumet bulunduğu, olay günü … ile kardeşi katılan sanık … … ve oğlu sanık …’ün …’ın işyerinin önünden geçerlerken çıkan tartışmada, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri …, … ve …’ün …’e; …’in de … ve …’e vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derece yaraladıkları, …’ün …’in işyerinin camına taş atarak kırdığı ve …’in de …’ye “seni burada yaşatmayacağım” diyerek tehditte bulunduğu, olayın karakola intikal ettiği ve bu kez karakol önünde …, … ve …’ün …’e hakaret edip, darp ettikleri, …’in oğlu olan sanık … ile işçisi sanık …’ın … …’ü darp ettikleri iddia edilmiştir.
A-Sanık … hakkında yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK.un 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapıldığı anlaşılmakla; temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B-Katılan sanık … hakkında hakaret ve tehdit suçlarından verilen hükümlerin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
C-Katılan sanık … hakkında mala zarar verme, hakaret ve kasten yaralama suçlarından verilen hükümlerin temyiz incelemesinde;
Katılan sanık … müdafiinin 24.05.2010 tarihli celsede sanık hakkında şikayetten vazgeçtiklerini beyan etmesi karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 73/6.maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususunda sanığın beyanı saptanarak sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
D-Katılan sanık … hakkında kasten yaralama suçundan verilen hükümlerin temyiz incelemesinde;
Katılan sanık …’ın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Katılan sanık müdafii, müvekkili hakkında lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmesine rağmen, sanığın lehine olan 5237 sayılı TCK.nın 51.maddenin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık … ve katılan sanık … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.